Saygı

ZAMAN TUZAĞI

Saygı Günenç

Yoğunum!

Her gün yoğun olur mu insan? Evet her gün yoğun olur! Öncelikle kurumsallaşmanın henüz gerçekleştirilemediği şirketlerimizde maalesef işimiz hiç bitmiyor. Bir dünya görevimiz varken bir de eklenen alakasız işler yok mu? İşte o zaman bütün zaman yönetimi teknikleri anlamsız kalıyor. Aslında bu koşturmaca da yapılan hiç bir iş istediğimiz gibi olmuyor. Mutlaka "daha iyi yapabilirdim ama bu dar zamanda bu kadar yapabildim", "zamanım hiç yok ki", "bu sürede ancak bu kadar olur", "elimden geleni yapıyorum" gibi sözlerimiz oluyor. Şirket sahiplerine ya da tepe yöneticilerine göre bunların hepsi birer MAZERET! Farklı açıdan bakılırsa da zaman yönetiminde ki eksikler. Tabi çok çeşitli, az personelli, ilintisiz görev tebliği iş mantığına burada hiç değinmiyorum. Zamanı planlamak ve zaman yönetimi ise sayfalarca yazacağımız günlerce konuşacağımız bir konu. Ancak Charles Schwab’la ilgili ünlü öyküde(Alec R. Mackenzie,  Zaman Tuzağı) olduğu gibi bazı küçük tüyolar işlerimizi planlamamızda oldukça etkin olabiliyor.

"Schwab, Bethlehem Steel’in başkanıyken, danışmanlarından Ivy Lee’ye şöyle demiştir: “Bana zamanımı daha iyi nasıl değerlendireceğimi göster, sonra dile benden ne dilersen!” Lee, Schwab’a bir kağıt parçası uzatmış, “yarın yapmanız gereken en önemli işleri önem sırasına göre yazın, sabah geldiğinizde, işe listedeki 1 numaralı konuyla başlayın ve bitirin. Sonra ikinci işe geçin, eğer bunlardan biri bütün gün sürse bile aldırmayın.  Çok önemli olduğu sürece, o işi yapmaya devam edin, bütün işleri aynı günde bitiremezseniz yerinmeyin, zaten başka yöntemlerle de bitiremezsiniz. Bu sistemi bir alışkanlık haline getirin. Sistem size uyarsa, adamlarınıza da uygulatın. Dilediğiniz sürece deneyin, sonra bana uygun gördüğünüz miktarda bir çek gönderirsiniz.” Birkaç hafta sonra Schqab, Lee’ye 25000 dolarlık bir çek ve bunun öğrendiği en iyi ders olduğunu belirten bir not göndermiştir.

deneme2jpg

Eğer bu öyküde olduğu gibi işlerimizi öncelik sırasına göre değerlendirip bitirmeye odaklanırsak, zaman problemimiz bir kısım da olsa çözülüyor. Şimdi 25000 dolarlık çeki hak edecek ve hakikaten uygulanırsa ciddi bir çözüm olacak bu fikrin üstüne, neden mi bir kısım çözeriz diyorum? Çünkü; şark toplumlarına yerleşmiş anlayışla yönetilen şirketlerimizde, ne zaman bir işe başlasak şöyle bir tabloyla karşılaşırız.

Güne güzel başlarsınız. Ofise gelir kahvenizi alır ve programladığınız işe koyulursunuz ki tam o sırada kapı çalınır. Önemli bir konu yüzünden işiniz bölünür. (ki henüz önemsiz bir konuyla hiç karşılaşmadım mutlaka herkesin konusu en önemlidir) Konuyu yönlendirir ya da çözüme ulaştırırsınız. Herkesten rica bile etseniz sizin çalışmanız o ya da bu sebeplerden bölünür. Olmadı telefon çalar, olmadı çat kapı misafir gelir ki onun konusu da önemlidir. Öğle vakti olmuştur ve birinci sırada ki işiniz, hala o görkemiyle güzelliğiyle duruyordur. Mecburen yine sıkıştırarak bitirmeye çalışırsınız ki ikinci sıraya geçesiniz. İşe odaklanamamak zaten performansınızın bir kısmını yok etmiştir. Ancak önemli değildir, sonuca bakarsak siz günü kurtarıp herkese yardımcı olmuş, sizinle alakasız olan işlerde yer almış ve zamanınızı planlamanın ne kadar değerli olduğunu bilerek hareket etmiş olursunuz! Bu da bize yeter…

Kısaca gitti 25000 dolar!

 Saygı Günenç

Mayıs/2014

 

"paylaşmak ayrıcalıktır"

Saygı Günenç tarafından yazıldı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1.600 okunma

Başa Dön