Saygı

EVCİLLEŞTİRDİKLERİMİZDEN SORUMLUYUZ!

Saygı Günenç

Küçük Prens 1943 yılında yazılmış 7 den 70'e herkesin okuması gereken bir kitap… (ANTOINE de Saint-Exupéry)

Hayal gücüyle, gerçeği sorgulatıyor, her şeye farklı gözlerle bakmayı öğretiyor. Üstelik büyük gözlerin yüzeysel bakışını, küçük gözlerle eleştirerek, yeni pencereler açarak… Elbette bir çok kez okumuş, duymuş ve paylaşmışızdır. (KÜÇÜK PRENS SÖYLE BANA) Olsun defalarca paylaşılmaya, yorumlanmayı hak ediyor. Sevgili Murat Uzmanoğlu'nun, blog okuyucularımız için paylaştığı, bir yazarın bu çok anlamlı bir kaç satırını, yayınlamaktan mutluyum…

sgmkucukprens

YAKINLAŞMAK İÇİN…

Bir insana yakınlaşmak için önce onu evcilleştirmek gerekir. Bu yüzden yeni insanlarla tanışırken en mutlu, en şefkatli, en fedâkar, en düşünceli ve özverili halimizi takınmamız gerekir. Kendimizi beğendiğimiz, hoşlandığımız, çoğu zaman da “sahip olmaya çalıştığımız” insana sevdirme çabasıdır bu. İlk başta hırçın bir cevap gelir. Karşı taraf durmaz. Daha da ileri gidip, her gün ona kızan, onu istemeyen gülü sulamaya gider. Yağmur bastırdığında üstüne eğilir; büyük, kudretli, güçlü bir ağaç dalı gibi. Rüzgâr sert eserse, canı yanmasın diye onu kuytu bir köşesine saklar. Güneş fazla yakıyorsa, gölgesinde dinlendirir. Gül, ona bakan ağaca alışmaya başlar. Her ne kadar direnirse dirensin ona bakacak olan, ona kol kanat olup, onu kollayacak bir ağaca “hayır” demez. Evcilleşme böyle başlar. Evcilleştikten sonra her gün gider gelir bu ağaç. Gül artık mutludur. Sevildiğini hissedip sevmeye başlar. Ağacı her gün bekler olur.

ŞIMARACAKSIN, ŞIMARMA

Zaman geçtikçe ağaç rüzgârı fazla sert bulmamaya, güneşin yeterince yakıcı olmadığını düşünmeye başlar. Ağaca göre yağmur çok da sert yağmıyordur. Gül ona

“Neden gelmedin, bugün çok yağdı” diye sorsa; söyle bir cevap gelir ağaçtan:

“Şımarıyorsun, şımarıksın, şımarma.”

Gül onu bekledikçe, gelmez olur ağaç. Gülün bu bekleyişlerini sıkıcı bulmaya başlar. Hoyratlaşmaya başlar güle karşı. Gülü kendi ayakları üzerinde duramamakla suçlar. Ağacın onu alıştırdığı, onun da ağaçta sevdiği her şeyi geri ister ağaç. Onlarsız da yetinebilmesini ister. Gülün onun hakkında sevdiği her şeyden mahrum eder onu. Gül kızdığında, hüzünlendiğinde ondan sıkılır.

“Amma çok konuşuyorsun, amma çok şey istiyorsun” der.

Gül artık evcilleştiği için ağacın gidebilme olasılığından korkar. Boyun eğer bütün söylediklerine, kendine  kızar. Ve gül mutsuz olur. Mutsuz oldukça dalları kurur, eski güzelliğini kaybeder. Ağaç bu durumu fark edince, gülün o kuru dallarına baktıkça aradığı gülün aslında o gül olmadığına inanmaya başlar. Etrafa bakıp başka gülleri evcilleştirmek için gülü terk eder. Gül kendi kendine kurur ve solar. Daha önce hiçbir ağaca ihtiyacı olmadığı halde neden bu hale düştüğünü anlamakta güçlük çeker. Kendine kızar, evcilleştiğine kızar, sevdiğine kızar.

sgmkucukprens2

EMEK İSTER SEVDİKLERİMİZ

Evcilleştirdiklerimizden sorumluyuzdur bu hayatta. Gitmek istesek bile güzel bir hoşçakal vermek zorundayızdır. Onları kırmadan, bükmeden, incitmeden vereceğimiz bir hoşçakal… Eğer hoşçakal demeyeceksek, o güle her gün ilk günkü kadar özenle bakabilmektir önemli olan. Onu evcilleştirmek için ne kadar çaba sarf ettiysek yok olmaması içinde bir o kadar çaba sarf etmemiz gerekir. Emek ister sevdiğimiz şeyler. Bir kere evcilleşti diye evin köpeği olmaz insan. Köpek de buna dayanamaz ya… Önce mutsuz olur, sonra hastalanır. Hiç görmezden gelirsek belki günün birinde çeker gider. Sevdiklerimizin üzerinde olmamalı hiçbir amaç, hiçbir ideal, hiçbir iş. Her nasıl işini boşladığında her şey ters gitmeye başlarsa, sevdiklerimizi boşladığımızda da aynı şey olacaktır. Sevgiler de solacaktır. İş hayatı gibi de değildir onlar. Bir kere kaybedildiler mi bir daha geri gelmezler…

Evcilleştirdiklerimizden sorumluyuzdur…

(Kaynak: Zeynep Çavuşoğlu - Alıntıdır.)

 

Sevgili Murat Uzmanoğlu'na teşekkürler…

"paylaşmak ayrıcalıktır"

 

sgmyazilimelektronikargekariyereğitim

Saygı Günenç tarafından yazıldı

“EVCİLLEŞTİRDİKLERİMİZDEN SORUMLUYUZ!” Yorumları (4 Adet)

  1. DUYCAN UZUN dedi ki:

    EVCİLLEŞTİRME KELİMESİ HER NE KADAR İNSAN İÇİN KULLANILMAYA UYGUN DEĞİLSE DE; HİKAYENİN İÇERİĞİ BU KABAHATİ İZOLE EDİYOR..!? ÇOK GÜZEL VE HERKES İÇİN ANLAMLI VE OKUNMASI GEREKEN BİR HİKAYE..!? YÜREĞİNİZE SAĞLIK SEVGİLER SAYGILAR D.U

    1. Saygı Günenç dedi ki:

      Merhaba Duycan Bey,

      Evcilleştirme kelimesi ile ilgili yorumlarınıza katılıyorum. Sizin de fark ettiğiniz gibi kullanımı tam olarak kelimenin sözlük anlamında değil. Bu yüzden ben de sakınca görmedim.
      Yorumlarınız ve yaklaşımınız blog okuyucularımıza her zaman farklı bir pencere açıyor.
      Katkılarınız için teşekkür ederiz.
      Sevgiler.

  2. Ece Evren dedi ki:

    Evcilleşmeye ve bağlanmaya,vazgeçememeye çok yatkın bir kişilik olarak paylaşımınızı yarı hüzün,yarı mutlulukla okudum.Duygusal olduğum için seviniyorum,zira duygusuz ve acımasız insanlara çok hırslanıyorum.Sevgiyse ya da bir destekse ihtiyaç ,aynı hisleri taşıyorsak eğer;vermekten daha yüce bir mutluluk olabilir mi?Ya da dürüst olup veremiyeceğini söylemekten daha yerinde bir davranış.Bloğunuz cevher adeta,sık sık ziyaret edeceğim izninizle.Sevgiyle kalın.

    1. Saygı Günenç dedi ki:

      Sevgili Ece Evren,

      Duygularımız ne kadar yoğun, hassasiyetimiz, duyarlılığımız ne kadar fazlaysa, o kadar insanız! Katkılarınız ve blogla ilgili güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Güzel bir yüreği daha kazanmış olmaktan, değerli blog okuyucularımız arasında görmekten mutluyum.
      Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3.053 okunma

Başa Dön