Saygı

ATARLI GİDERLİ ÇOCUKLAR VE SİBER ZORBALIK…

Saygı Günenç
konuk yazar

Eminim evinde herhangi bir yaşta genci ya da çocuğu olan aileler bu deyimleri sık sık duyuyor. “Atarın kime anne?” (Kafan neye bozuk anne?) ya da “tamam gideri var ama kezban” (güzel, seksi kız ama toy, deneyimsiz) türünden konuşmalar hayatımıza girdi. Yadırgamıyoruz, garipsemiyoruz. Her şey normal gelmeye başladı! Zaten şaşırsan hangi birine şaşıracaksın? Hele de artık aşağıdakine benzeyen şeyler yaşanıyorsa???

Özellikle ortaokul, lise çağındaki evlerde büyük yangınlar var. Kimse pek sesini çıkaramıyor. Ancak mobil iletişimin, sosyal platformların ve internetin sağladığı olanaklar yararlı olduğu kadar, çok zararlı, kaotik, tehlikeli durumlar da yaratabiliyor. Yeterlikleri ve yetkinlikleri gereken seviyeye ulaşmamış genç ellere verilen araçlar, olanaklar 27 kişinin katline de pek çok ruhun, yaşamın sakatlanmasına da sebep olabiliyor.

ufuk tarhan

13-18 yaş arası çocuğu olan ailelerin yavaş yavaş anlatıp, açık etmeye başladıkları;

– Kızım günlerdir bunalımda. Kavga ettiği arkadaşları Facebook’da …. …. O…udur diye grup açmış!
– Oğlum derin depresyonda odasından çıkmıyor. Ters gittiği bir grup genç onun adı ile Twitter’da #… gaydir diye hashtag’li bir mesajı yayıp, TT yapmaya çalışıyormuş!
– Kızımın/oğlumun sevişirken (hiç zorlama falan da yoktu) çekilmiş videosunu Facebook’ta görünce inme iniyordu.
– Çocuğumun okulunda pek çok kızın çıkmak için can attığı bazı popüler gençler, seçmeleri kızların çıplak fotoğraflarına göre yapıyormuş ve kızlar da bayıla bayıla yolluyormuş!
– Kızıma takan bir grup genç telefonuna sürekli cinsel organlarının fotoğraflarını yolluyormuş!
– Oğlumu beğenen ve çıkmak için peşinden koşan kız geçen gün “bak çıkarsak bunlar senin olacak” diye çıplak göğüslerinin fotoğrafını yollamış!
– Kızım psikolojik tedavi görüyor. “Eğer bizimle grup sekse katılmazsan (geçen yıl, eğlenmek, oyun için çektiği) çıplak fotoğraflarını annene, babana yollayacağız” diyen bir grubun siber tacizini kriz geçirerek anlattı ve yardım istedi.
– Kızıma/oğluma bir yere giderken sıkı sıkı “flörtünle bir şeyler yaşayacaksan, aman ortalıkta açık kamera olmasın!” diye tembih ediyorum… (Aman evladım açık gazoz içme! tembihi nerelere geldi…)

Örnekler daha çoğalabilir. Hatta sizlerde de varsa lütfen yollayın. Bilgilendirmek, bilinçlendirmek amacı ile bu yazıya ekleyip, çoğaltalım, yayalım.

Çağın sorunu gençler arasında, gençlere yönelik “Siber Zorbalık, Siber Taciz ve Siber Suçlar.”

ümit tarhan

Ebeveynler ve öğretmenler çaresiz

“Siber Zorbalık, Siber Taciz ve Siber Suçlar” özellikle çocuk sayılabilecek yaşlardaki gençler arasında hızla artıyor ve yayılıyor. İntihara, şiddete varacak olayların artma ihtimali hepimizi donduruyor. Ebeveynler ve öğretmenler çaresiz. Hepimiz hazırlıksız yakalandık. Ne olduğunu anlamadan yararlı/zararlı kullanım alanları, cihazlar yayılıverdi. Bir anda bunalımlı, mağdur ya da suçlu çocuk sayısı arttı. Binlerce ruh, daha hayata yeni başlamışken sakatlanarak, ağır yüklerle ilk adımlarını atmaya başladı…

Kimse doğrusu nedir bilmiyor, çünkü daha önce dünya böyle deneyimler yaşamadı. Bu konu diğer tüm meselelerin yanında, ama öncelikli olarak bütün dünyanın gündeminde. Yeniçağın eğitimi nasıl olacak? Yeni nesillerle nasıl iletişim kurulmalı? Ne, nereye kadar normal, nerden sonra anormal? Neler yasaklanmalı, neler serbest bırakılmalı?… Yüzlerce soru/sorun…

Geçtiğimiz haftalarda önemli, büyük eğitim kurumlarından birinin verdiği “dijital çağın gençleriyle nasıl iletişim kurulmalı” içerikli ebeveyn konferansına kayıtlarda resmen izdiham yaşanmış. Normalde 50-60 veliyi toparlayamayan okul, binlerce kişinin bu konuya gösterdiği ilgi karşısında ne yapacağını şaşırmış. Yüksek talep ve tepkilerden kesin olarak anlaşılmış ki gündeme getirilen sorunlar daha buzdağının tepesi. Pek çok ailede içten içe fırtınalar esiyor, dramlar yaşanıyor.

atarlı giderli

Katılanlardan aldığım bilgilere göre anlatılanların çoğu (ki konuşmacılar arasında çok değerli yurtiçi, dışı eğitmenler, pedagoglar, psikologlar vb. var idi) daha çok malumun ilanı. Bilinenlerin, örnek vakaların aktarımı, tekrarı imiş. “Yapılması gerekenlere dair” pek gelişme kaydedilememiş. Derde derman yeni bilgi çıkmamış. Aktarılanlardan bir özet aşağıda;
2000’li yıllarda doğan jenerasyonun özellikleri ve gelecekte olası yaşayacakları:

– Kariyerleri boyunca 10’dan fazla iş değiştirecekler.
– Çok sabırsızlar, hemen şimdi istiyorlar.
– Edilgenliği kabul etmiyorlar. Karışmak, katılmak istiyorlar.
– Akran/arkadaş onayına önem veriyorlar. Aileden daha çok akranlarını dinliyorlar.
– Özgüvenleri abartılı yüksek.
– Talepleri ve istekleri çok.
– Teknik donanımlarını (cihazlar, yazılımlar) prestij göstergesi sayıyorlar. – Fiziksel olarak yalnız yaşayacaklar. Tek bir odadan, bir bilgisayar ve bir internet sağlayıcı ile tüm dünyaya erişimleri var.
– Aynı anda birden çok şeyle uğraşabiliyorlar. Duyma, görme, el senkronizasyon, tepki yetenekleri yüksek.
– Olanak fazlalığı eğlenceyi erteleme güçlüğü yaratıyor.
– Yaratıcılığa olanak sağlayan aktivitelerden hoşlanacaklar.
– Sonuç odaklı olacaklar.
– Otoritenin önemi kalmayacak.
– Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketici olacaklar.

Sakın yılmayın

Bu konuda ben de çok kafa patlatıp, araştırma yapıyorum. Bulabildiğim çareler, önerebileceklerim;

– Ebeveynler çocuklarını anlamak, sağlıklı rehberlik yapmak için teknolojik bilgi ve kullanma seviyelerini sürekli arttırmalı.
– Çocuklarla hem dijital hem de eski, bildiğimiz “birlikte kaliteli zaman geçirme” meselesi sahiden uygulanmalı.
– Çocuklar baskılanmamalı ama kesinlikle kontrol edilmeli, izlenmeli. Okul durumları, arkadaşları her türlü ortamları dikkatle izlenmeli. Gereğinde müdahale edilmeli. Tabii yıkıcı değil, yapıcı. Profesyonel destekle…
– “Benden soğur, iletişimi iyice koparır, tam kapanır vb.” diye sakın yılmayın, koyvermeyin. Başına bir şey geldikten sonra uzmanlara koşacağınıza, gelmeden her türlü desteği alın, danışın, öğrenin. Sıkı gayret gösterin.
– Çocuklara asla sert davranılmamalı. Çok büyük şefkat sabır ve sevgiyle yaklaşılmalı. Ne yazık ki pek çok ebeveyn sanki çocuklar bu olup bitenden sorumluymuş gibi, bizzat kendi çocuklarına suçlu muamelesi yapıyor. Çok kötü bir üslupla konuşup, şiddet uyguluyor. Olay da aslında buralarda kopmaya başlıyor.
– Daima, ne olursa olsun sevgiyle onun yanında olduğunuzu öylesine söylemeyin, hissettirin. Pek çok ebeveyn bunu lafta yapıp, çocuklarına çok fena yükleniyor. Dillere, beden diline hakim olunmalı…

Çocuklarımız varsın atarlı, giderli konuşsun. Esas önemli olan onları siber zorbalıklardan uzak tutacak, koruyacak bireyler olarak dünyaya kazandırmamız. Ben umutluyum. Gelecek Güzel Gelecek…
Ufuk Tarhan

04/02/2013 Hurriyetegitim.com’dan alıntıdır

Saygı Günenç tarafından yazıldı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2.008 okunma

Başa Dön